Şalom, Erdoğan Mitrani, 12.02.2020

Yakup Almelek’in kendi sahnesinde ‘Oda Komşum Richard Wagner’

“Dünya üzerinde sahiline kola şişesi vurmamış bir yerin kaldığını mı düşünüyorsunuz? Reklam panolarıyla kuşatılmamış hangi yolda yürüyüp aklınızı temiz tutacaksınız?”

1936 Ankara doğumlu Yakup Almelek, iş yaşamının yanı sıra kültür, sanat ve edebiyat çalışmalarını aralıksız sürdürmüş, 4. Levent Sanayi Mahallesi’nde sahip olduğu metal kesim atölyesini, kurucu ortağı Yağmur Yağmur’la birlikte çok amaçlı bir performans alanına dönüştürerek İstanbul Tiyatrolarına K! Kültüral Performing Arts’ın benzersiz mekânını armağan etmiş bir yazarımız.

Almelek yazmış olduğu ‘Oda Komşum Richard Wagner’ adlı oyunla ilk kez, Kültüral’ın adını taşıyan ‘Yakup Almelek Sahnesi’ne misafir oluyor. Süpervizörlüğünü, sahne tasarımını ve yapımcılığını Kurucu Genel Sanat Yönetmeni Yağmur Yağmur’un üstlendiği Kültüral’ın bu üçüncü prodüksiyonunu Murat İpek uyarlamış, yönetmiş ve ışık tasarımını yapmış. Sercan Gülbahar ve İbrahim Cem Tek’le birlikte oyuncu ekibinde de yer alıyor.

Almelek’in çoğu eseri, 19. yüzyıl romantizminden izler taşıyan, masumların, iyilerin, doğruların ve haklıların kazandığı, kötülerin cezalandırıldığı, naif, umut dolu, neredeyse ütopik bir paralel evrende geçer, Temelde hikâyeci olan Almelek’in ‘Hasta Bir Beyin’ adlı öyküsünü oyuna dönüştürerek yazdığı ‘Oda Komşum Richard Wagner’ esas olarak, biri Türk Yahudi, diğeri Amerikalı WASP (beyaz anglo-sakson protestan) iki gencin antisemitizmden yola çıkarak, ayırımcılık ve ötekileştirme konularında, zenci düşmanlığı ve homofobiye uzanan tartışmalarından oluşan bir metin.

Özgün metinde Almelek, sağduyunun (ve olasıdır ki kişisel duygularının) temsilcisi olarak Türk Yahudi’sini görse de, Amerikalı genci bilmediklerini öğrenmeye, yanılgılarından dönmeye yatkın dürüst bir karakter olarak çizmiş. Uyarlamaya giriştiğinde Murat İpek, yazarın hoşgörülü bakış açısının günümüz katı gerçekliğini biraz göz ardı ettiği savıyla, karakterleri ve durumu keskin bir politik mercek altında ele almayı yeğlemiş.

Yönetmen olarak, Almelek’in ütopik iyi niyetiyle, kapitalist düzenin çarpık temellerini ve sistemin distopik evrenini karşı karşıya getirebilmek amacıyla, iki genç üniversitelinin temsil ettiği ‘masumlar’ dünyasının karşısına, din, ekonomi, hukuk ve ahlaki değerleri acımasız şekilde kullanan amansız kapitalizmin simgesi olarak, duyarsız duruşuyla yarı fantastik bir ikon oturtmuş. Kılıktan kılığa giren, fütursuzca, “Bu prenses sizlerden çok daha imanı bütün nesiller doğuracak şu geniş bütçeli rahminden” diyebilen bu ikon olsa olsa “kaşar bir drag queen” olacaktır.

Sercan Gülbahar ile İbrahim Cem Tek’i çok uyumlu, başarılı bir ikili olarak yöneten Murat İpek, Gaye Kızılışık’ın kostüm ve Orçun Okurgan’ın hareket tasarımlarının da desteğiyle müthiş bir drag queen olmuş.

Sonuç olarak Oda Komşum Richard Wagner, ilginç bir metnin, iyi sahnelenmiş, iyi oynanmış başarılı bir uyarlaması. Son dönemde antisemitizmdeki artışa dikkat çekmeye çalışan Şalom”un söylemini de başarıyla destekliyor. İzlenmesi şart. 14, 22, 29 Şubat ve sezon boyunca K! Kültüral Performing Arts’da.

Geçen sezonun sonlarında sahnelenmeye başlanan Jean Genet’nin, metinde birkaç dakikalık bir kısaltma ve soluk soluğa bir tempoyla iki saate indirgenmiş olan ‘Paravanlar’ının Kültüral’da devam ettiğini hatırlatmak isterim. Bence yılın ilk beş oyunundan biri olan Paravanlar’da, gerek Said / Sercan Gülbahar’la oyuna Yüzbaşı olarak bu yıl katılan İbrahim Cem Tek’in, gerekse ekibin toplu oyunculuğu çok başarılı. Görmeyenler için değil, bir kez daha izlemek isteyenler için de yılın olmazsa olmazlarından.

Hepinize iyi seyirler dilerim.