Life Art Sanat, Yaşam Kaya, 24.09.2021

K! Kültüral Performing Arts, beni yaptığı projelerle şaşırtmaya devam ediyor. Lauren Gunderson’un yazdığı Yağmur Yağmur’un yönettiği, Betül Arım, Zeliha Gürsoy, Çiğdem Yıldız ve Merve Güran’ın rol aldığı ‘Madam Giyotin’, topluluğun bir önce izlediğim ‘AB Uyumlu Aile’ projesi kadar dikkat çekici ve çarpıcı bir iş olmuş.

Atlanta doğumlu Amerikalı senarist, kısa öykü ve oyun yazarı Gunderson hayalinde öylesine etkili bir çalışma gerçekleştirmiş ki, Fransız Devrimi’nde asla bir araya gelmemiş, giyotinle idam edilmiş dört kadını aynı sahnede birleştirmiş. Kadınların kendilerini özgürleştirme, sisteme karşı direniş gösterme realitesini çıkış alan ‘Madam Giyotin’, içinden geçtiğimiz günleri anlamamız açısından da önem arz ediyor.

Feminist ve aktivist oyun yazarı Olympe De Gouges, suikastçı Charlotte Corday, bir casus olan Agostino Brunias tablolarından çıkmışcasına “renksiz kadın” Marienne ve hiçbir zaman gerçek bir arkadaşa sahip olamayan, istemeden nezaketsiz ve tuhaf bir şekilde ileri görüşlü kraliçe Marie Antoinette… Gerçek hayatta yolları hiç kesişmemiş, fikirleriyle Fransız Devrimi’nin birer parçası olmuş ve giyotinle idam edilmiş dört kadın…Yazar tarafından “komedi, devrimci bir rüya, gerçek bir hikaye” olarak tanımlanan bu oyun, 18. Yüzyıl Fransa’sının dört sakinini bir araya getiriyor ve kadınların beklenmedik bir kardeşlik kurmalarına izin veriyor. İşin püf noktası, her şeyin, “Kadın ve Kadın Yurttaş Hakları Bildirgesi” ile ünlü “sert” oyun ve hiciv yazarı Olympe de Gouges’in zihninde gerçekleşmesidir. Ancak burada, “Madame Guillotine” adını anmadan önce izlediğimiz oyunu yazmaya korkuyor ve sahnedeki karakterlerle mücadele ediyor.

De Gouges için tiyatro, (kendisi de dahil olmak üzere) insanda merak uyandıran sersemletici bir parçadır. Charlotte Corday, fanatik Jakoben gazeteci Jean-Paul Marat’a suikast düzenleyen genç kadın; görevden alınan kraliçe Marie Antoinette; Fransız kolonisi Saint-Domingue’den (daha sonra Haiti’den) özgür bir kadın olan Marianne Angelle, Paris’te casusluk yaparken “Herkes için devrim” sloganı atıyor. İlginçtir ki, bunların en özgünü sert kimlikte olan Marianne’dir.

De Gouges’ın dört işbirlikçisi, yazarın zihninde birer birer ortaya çıkıyor. Yağmur Yağmur’un sahne tasarımında, flu bir giyotin ve Fransız rüzgarlarından esintiler oluşturulmuş. Kadınların Fransız Devrimi sürecindeki rollerini, Paris komününe kadar özgürlüklerini elde etmeleriyle geçen sürenin en başına dönerek, dört kadının devrimdeki rollerini tartışıyoruz sahne üzerinde. Yağmur Yağmur, yine insanın aklını başından alan sahne tasarımıyla ve yönetim anlayışıyla büyüleyici bir atmosfere sokuyor bizleri. Cam mekanların içinde/dışında, yani sistemin içinde/dışında bekleyen kadınların devrimci mücadelesinin ön hatlarını gösteri boyunca muhteşem bir bakış açısıyla içselleştirdik.

Caryl Churchill’in “Top Girls” veya Tom Stoppard’ın “Travesties”inde bir araya getirilen tarihi figürlerin aksine, De Gouges, Corday, Marie Antoinette ve Marianne tarafından temsil edilen Karayip Devrimi’nin bağlantıları ima ediliyor. Corday ve De Gouges, “Liberté, égalité, fraternité” mottosunda ‘Sororité’den hiç bahsedilmeyen Fransız Devrimi’ndeki kadın algısını kesinlikle etkilemiştir. De Gouges, Fransız kolonilerinde köleliğin ateşli bir rakibiydi. Oyun yazarı kısmen, Marie Antoinette’i düzeltilebilecek biri olarak gören, “France Preserved or The Tyrant Dethroned” adlı, yapılmamış bir oyundan dolayı mahkûm edildi. Giyotin simgesinin altında korkmuş kadın algısını yazan Amerikalı yazara şunu sormak gerekli: De Gouges, bildiğini değil de “istediğini” yazmaya çalışırken; tıkanmış, korkmuş, ateşli ve kafası karışmış bir yazar olarak tasvir edilmekten memnun olur muydu, bilmiyorum?

Betül Arım, Zeliha Gürsoy, Çiğdem Yıldız ve Merve Güran oyunu zirveye taşıyan oyuncu dörtlüsü. Karakter yaratımdaki ustalıklarını konuşturan kadınların performansı, oyundaki tarihi algıyı bilmeyen kitleyi bile sahneye kilitleyecek düzeyde etkileyici. Yağmur Yağmur’un anlatmak istediğini harfi harfine uygulayan oyuncuların karakter yaratmaktaki yeteneklerine hayran kaldığımı belirtmeliyim.

Noyan Ayturan’ın video yönetimi ve kurguda oluşturduğu ahenk, Hasan Öztaş’ın görüntü yönetimindeki kalitesi oyunu zirveye taşıyan diğer unsurlar. Madam Giyotin, K! Kültüral Performing Arts’ın ‘Sinematografik Tiyatro Nasıl Olur?’ sorusuna cevap verdiği çarpıcı bir gösteri!